Jeolojik çağlar
içinde kıtaların, birbirlerine ve okyanus havzalarına göre girmiş olduğu büyük
ölçekli yatay hareketlere denir.
Günümüzdeki
kıtaların, büyük taşküre (litosfer) levhalarının sürüklenerek yer değiştirmesi
sonucunda ortaya çıktığına ilişkin ilk düşünceler daha 18.yüzyılın sonlarında
ortaya atıldı. Güney Amerika'nın doğusundaki çıkıntının Afrika'nın batı
kıyılarındaki girintiye tam oturduğuna dikkati çeken Alman doğa bilimci
Alexander von Humboldt, 1800 dolayında Atlas Okyanusunun iki yakasının çok
önceleri bitişik olduğu savını geliştirdi. Bundan 50 yıl kadar sonra Fransız
bilimadamı Antonio Snider, Kuzey Amerika ve Avrupa'daki kömür yataklarında
belirlenen benzer bitki fosillerinin Humboldt'un bu varsayımını doğrula-dığını,
aksi halde bu benzerliği açıklamanın başka yolu olmadığını ileri sürdü.1908'de
ABD'li Frank B. Taylor, dünyadaki bazı sıradağların oluşumunu, kıtaların
çarpışması düşüncesine dayalı olarak açıklamaya çalıştı.