“Hapishanenin
Doğuşu” adlı esinde Michel Foucault ’nun araştırdığı konunun
temelinde, bugün hapishaneyi hapishane yapan hukuki dayanakların neler
olduğu bunların tarih içerisinde geçirmiş olduğu evrimleri gözler önüne
sermektir.
Her tarihi oluşum kendi iktidar ve kendi direnme biçimlerini açığa
çıkarmaktadır. Eski direnme güçleri ve odakları ile yeni tip iktidar
ile mücadele etmek ancak, kaos yaratır. Yeni iktidar biçimlerine yeni
direnme biçimleri yeni öznellikler gerekmektedir. Eserinin, son
cümlesinde de belirttiği gibi Foucault, “Modern toplumda iktidarın
olgunlaşması ve bilginin oluşumu konularında ki çeşitli incelemelere
tarihsel arka planının oluşumuna hizmet etmesi” ni hedeflemiştir.
Ölüm Cezalarından, bedenin azap çektirilen bir nesne olmasından,
Bedenin iktidarın gücü ile nasıl gözetim altına alınmasına, bedeni
kapatma ve toplumdan suçu veya suçluyu ayırmanın mümkün bir başka yolu
olan hapishane cezalarına geçişi anlatan bir eserdir.
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Mayıs 2012 Cuma
4 Mayıs 2012 Cuma
Sergüzeşt – Sami Paşazade Sezai – Kitap Özeti
SAMİPAŞAZADE SEZAİ – SERGÜZEŞT
ESERDE KİŞİLER:
DİLBER: Çocukluğundan beri kölelik yapan kız.
CELAL BEY: Dilber’e aşık evin oğlu.
CEVHER AĞA: Dilber’e yardımcı olmaya çalışan harem ağası.
ESERDE YER ve ZAMAN:
Roman, uzun bir zamana yayılmamış olup, ne zaman geçtiği de tam olarak belirlenemektedir. Mekân ise ilk önce İstanbul, olayların son bulduğu yer ise Mısır’dır…
ESERDE KİŞİLER:
DİLBER: Çocukluğundan beri kölelik yapan kız.
CELAL BEY: Dilber’e aşık evin oğlu.
CEVHER AĞA: Dilber’e yardımcı olmaya çalışan harem ağası.
ESERDE YER ve ZAMAN:
Roman, uzun bir zamana yayılmamış olup, ne zaman geçtiği de tam olarak belirlenemektedir. Mekân ise ilk önce İstanbul, olayların son bulduğu yer ise Mısır’dır…
Etiketler:
eğitim,
kitap,
Kitap Özeti,
roman,
Sami Paşazade SEZAİ,
Sergüzeşt
Böyle buyurdu Zerdüşt
Zerdüşt
otuz yaşında yurdunu ve yurdunun göğünü bırakıp dağlara çıktı. Orada
ruhunun ve yalnızlığının tadını çıkardı ve on yıl bundan bıkmadı. Ama en
sonu gönlünde değişim oldu ve sabah tanla kalktı, güneşin karşısına
geçti ve ona şöyle dedi:
“Ey büyük yıldız ! Aydınlattıkların olmasaydı, nice olurdu senin mutluluğun ! On yıldır mağaramın üstüne yükselir durursun: ışığından ve yolculuğundan bıkardın ben olmasaydın, kartalım ve yılanım olmasaydı !”
(Nietzsche, Zerdüşt’ün giriş kısmında -belki biraz da alay ederek – insanın en büyük yanılgılarından birine değiniyor. Antropomorfizm: insanın kendi dışındaki dünyadan anlam çıkarma ve onu kendine benzetme alışkanlığı. Dindarlar da çok sık kullanırlar bu varsayımı. Yani, eğer bizler – biz bilinç sahibi insanlar – olmasaydı, güneşin ve diğer şeylerin varlıklarının da bir anlamı kalmazdı. Karl Marx bu anlayışa karşı çıkacak ve şu hükme varacaktır: “Nesnel dünya onu algılayan insan zihninden bağımsızdır !”)
Bak ! Pek çok bal toplamış bir arı gibi, bilgeliğimden usandım; onu almaya uzanacak eller gerek bana.
Böyle başladı Zerdüşt’ün batışı.
“Ey büyük yıldız ! Aydınlattıkların olmasaydı, nice olurdu senin mutluluğun ! On yıldır mağaramın üstüne yükselir durursun: ışığından ve yolculuğundan bıkardın ben olmasaydın, kartalım ve yılanım olmasaydı !”
(Nietzsche, Zerdüşt’ün giriş kısmında -belki biraz da alay ederek – insanın en büyük yanılgılarından birine değiniyor. Antropomorfizm: insanın kendi dışındaki dünyadan anlam çıkarma ve onu kendine benzetme alışkanlığı. Dindarlar da çok sık kullanırlar bu varsayımı. Yani, eğer bizler – biz bilinç sahibi insanlar – olmasaydı, güneşin ve diğer şeylerin varlıklarının da bir anlamı kalmazdı. Karl Marx bu anlayışa karşı çıkacak ve şu hükme varacaktır: “Nesnel dünya onu algılayan insan zihninden bağımsızdır !”)
Bak ! Pek çok bal toplamış bir arı gibi, bilgeliğimden usandım; onu almaya uzanacak eller gerek bana.
Böyle başladı Zerdüşt’ün batışı.
Etiketler:
Böyle buyurdu Zerdüşt,
filozof,
kitap,
nietzsche,
zerdüşt
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)