kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2012 Cuma

Michel Foucault – Hapishanenin Doğuşu

“Hapishanenin Doğuşu” adlı esinde Michel Foucault ’nun araştırdığı konunun temelinde, bugün hapishaneyi hapishane yapan hukuki dayanakların neler olduğu bunların tarih içerisinde geçirmiş olduğu evrimleri gözler önüne sermektir.
Her tarihi oluşum kendi iktidar ve kendi direnme biçimlerini açığa çıkarmaktadır. Eski direnme güçleri ve odakları ile yeni tip iktidar ile mücadele etmek ancak, kaos yaratır. Yeni iktidar biçimlerine yeni direnme biçimleri yeni öznellikler gerekmektedir. Eserinin, son cümlesinde de belirttiği gibi Foucault, “Modern toplumda iktidarın olgunlaşması ve bilginin oluşumu konularında ki çeşitli incelemelere tarihsel arka planının oluşumuna hizmet etmesi” ni hedeflemiştir.
Ölüm Cezalarından, bedenin azap çektirilen bir nesne olmasından, Bedenin iktidarın gücü ile nasıl gözetim altına alınmasına, bedeni kapatma ve toplumdan suçu veya suçluyu ayırmanın mümkün bir başka yolu olan hapishane cezalarına geçişi anlatan bir eserdir.

4 Mayıs 2012 Cuma

Sergüzeşt – Sami Paşazade Sezai – Kitap Özeti

SAMİPAŞAZADE SEZAİ – SERGÜZEŞT
ESERDE KİŞİLER:
DİLBER: Çocukluğundan beri kölelik yapan kız.
CELAL BEY: Dilber’e aşık evin oğlu.
CEVHER AĞA: Dilber’e yardımcı olmaya çalışan harem ağası.
ESERDE YER ve ZAMAN:
Roman, uzun bir zamana yayılmamış olup, ne zaman geçtiği de tam olarak belirlenemektedir. Mekân ise ilk önce İstanbul, olayların son bulduğu yer ise Mısır’dır…

Böyle buyurdu Zerdüşt

Zerdüşt otuz yaşında yurdunu ve yurdunun göğünü bırakıp dağlara çıktı. Orada ruhunun ve yalnızlığının tadını çıkardı ve on yıl bundan bıkmadı. Ama en sonu gönlünde değişim oldu ve sabah tanla kalktı, güneşin karşısına geçti ve ona şöyle dedi:
“Ey büyük yıldız ! Aydınlattıkların olmasaydı, nice olurdu senin mutluluğun ! On yıldır mağaramın üstüne yükselir durursun: ışığından ve yolculuğundan bıkardın ben olmasaydın, kartalım ve yılanım olmasaydı !”
(Nietzsche, Zerdüşt’ün giriş kısmında -belki biraz da alay ederek – insanın en büyük yanılgılarından birine değiniyor. Antropomorfizm: insanın kendi dışındaki dünyadan anlam çıkarma ve onu kendine benzetme alışkanlığı. Dindarlar da çok sık kullanırlar bu varsayımı. Yani, eğer bizler – biz bilinç sahibi insanlar – olmasaydı, güneşin ve diğer şeylerin varlıklarının da bir anlamı kalmazdı. Karl Marx bu anlayışa karşı çıkacak ve şu hükme varacaktır: “Nesnel dünya onu algılayan insan zihninden bağımsızdır !”)
Bak ! Pek çok bal toplamış bir arı gibi, bilgeliğimden usandım; onu almaya uzanacak eller gerek bana.
Böyle başladı Zerdüşt’ün batışı.