Kelimenin
etimolojik olarak Miladdan sonra 5. yüzyıl civarlarında İskandinavya
dolaylarından çıkıp gelen ve Roma imparatorluğu’na bir süre kök söktüren
(ve böylece kendi sonlarını da hazırlayan) Germenik ırk Goth’lardan
geldiği aşikardır, fakat bu kelime sonraları farklı anlamlar da
kazanmıştır. İngiliz medeniyeti politik anlamda rakipleri olan Fransa ve
İspanya’ya olan köksel ve ruhsal üstünlüğünü kanıtlamak için “gothic”i
kendine sıfat bile yapmıştır. (Tabi İngiliz ırkının ataları kahraman
jutelar ya da gete’lerden de ilham alınmış olabilir burda) ama yine de
gotik kelimesi tarihte uzun bir süre “barbar”, “yaban”, “sivilize
olamamış” anlamlarında olumsuz bir sıfat olarak kullanılmıştır.
Gotik sözcüğü, herkeste genellikle güzel çağrışımlar uyandırır: katedraller, kiliseler, sivri kuleler, eski tarz bir
dekorasyon.Oysa, bu sözcüğü ilk kez kullanan Rönesans dönemi İtalyan sanatçıları için Gotik terimi oldukça değişik bir
anlam taşımış ve klâsik biçimlere karşı çıkan Kuzeyli barbarların, özellikle Cermen kökenli halkların kültürünü
simgeleyen bir sözcük olarak geçerlik bulmuştur.